0541 325 08 88
avukat@gizemcananerdem.com

Yağma Suçunda Mağdurun Ürkek Kişiliği26.1.2024

 

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ

 

2012/14072 E.

 

2015/39097 K.

 

ÖZET

 
Parkta oturmakta olan yakınanı sanığın yanına çağırdığı, bunu duyan parktaki bazı öğrencilerin yakınana "yanında paran veya telefonun varsa gitme alır" dedikleri, yakınanın sanığın yanına gitmediği bu aşamada sanığın yakınan üzerinde baskı kurmadığı, yakınanın parktan ayrılmasından sonra arkasından yanına gelip cep telefonunu istediği, yakınanın olmadığını söylediği, sanığın yakınanın üzerini aradığı ancak telefonu bulamadığı, yakınandan çantasını açmasını istediği, yakınanın çantasını açmadığı, sanığın yakınanın elinden çantayı alarak açtığı ve içindeki cep telefonunu aldığı, yakınanın telefonunu istediğinde "vermiyorum, sen parka git" dediği, yakınanın kovuşturmada, sanığın kendisinden çok iri ve büyük olduğu için korkup direnemediğini açıkladığı anlaşılmıştır. Yağma suçu kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına bir saldırı gerçekleştireceği ya da mal varlığı bakımından büyük zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslim veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması olup, bunun teslim veya alınmasına ses çıkarmamaya yönelmeye elverişli ve yoğunlukta olması gerekir. Tehdidin ise mağdur üzerinde korkutucu etkisinin bulunması zorunludur. Vücut üzerinde etki eden önemsiz her hareketin cebir olarak nitelendirilmeyeceği de muhakkaktır. Cebirin ayrıca kişiye karşı kullanması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması ve/veya başka etkenler altında malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan bahsedilemez.
 
 
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

 

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

 

Ancak;

 

Parkta oturmakta olan yakınanı sanığın yanına çağırdığı, bunu duyan parktaki bazı öğrencilerin yakınana "yanında paran veya telefonun varsa gitme alır" dedikleri, yakınanın sanığın yanına gitmediği bu aşamada sanığın yakınan üzerinde baskı kurmadığı, yakınanın parktan ayrılmasından sonra arkasından yanına gelip cep telefonunu istediği, yakınanın olmadığını söylediği, sanığın yakınanın üzerini aradığı ancak telefonu bulamadığı, yakınandan çantasını açmasını istediği, yakınanın çantasını açmadığı, sanığın yakınanın elinden çantayı alarak açtığı ve içindeki cep telefonunu aldığı, yakınanın telefonunu istediğinde "vermiyorum, sen parka git" dediği, yakınanın kovuşturmada, sanığın kendisinden çok iri ve büyük olduğu için korkup direnemediğini açıkladığı anlaşılmıştır.

 

Yağma suçu kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına bir saldırı gerçekleştireceği ya da mal varlığı bakımından büyük zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslim veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması olup, bunun teslim veya alınmasına ses çıkarmamaya yönelmeye elverişli ve yoğunlukta olması gerekir.

 

Tehdidin ise mağdur üzerinde korkutucu etkisinin bulunması zorunludur. Vücut üzerinde etki eden önemsiz her hareketin cebir olarak nitelendirilmeyeceği de muhakkaktır. Cebirin ayrıca kişiye karşı kullanması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması ve/veya başka etkenler altında malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan bahsedilemez.

 

Hal böyle olunca;

 

Sanığın yakınana ait malı alabilmek için uyguladığı cebir ve tehdit içeren eylemlerinin nelerden ibaret olduğu ve yağma suçunda aranan boyuta ulaşıp ulaşmadığı karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanmadan, parkta bulunan ve kimliği belirsiz öğrencilerin zaman ve mekan göstermeden sanıkla ilgili bazı olumsuz söylemlerin mağdurun ürkek kişiliği üzerindeki olası yansımalar ile mağdurun iradesini olumsuz etkileyip korkması ve malın alınmasına karşı duruş sergilememesinin ise sanıktan sadır olup, mağdurun iradesini zorlayan hareket olarak ne şekilde değerlendirildiği de tartışılmadan yerinde, yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

 

Kabule göre de;

 

5237 sayılı TCK´nın 61. maddesine aykırı olarak, anılan Yasanın 31/3. maddesinin, 168/3. maddesinden sonra uygulanması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık E... E.. A.. savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 23/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

Whatsapp